iki film birden

o geri döndü filmi var. kitaptan uyarlama imiş. hitler geri dönüyor. öldüğü yerde öldüğü haliyle yeniden canlanıyor. sanki uykusundan uyanmış gibi. ama ne geri dönüş.

bir tv muhabiri bir haber sırasında geri planda bunu kaydettiğini görüyor daha sonra. arıyor buluyor. daha sonra muhabir ile birlikte almanyayi dolasiyorlar. belgesel ile film arasi bisey. vatandaşlar araplardan, türklerden aslında bil cümle tüm göçmenlerden dertli. yurtlarında yabancı istemiyorlar. gelir dağılımında ki adaletsizlikten, işsizlikten dertliler. politikacılara güvenmediklerini belirtiyorlar. vatandaşla konuşurken hitler ile ayni yere düşüyor herkes.
televizyon ile karşılaştığında mükemmel bir propaganda aracı diyor. sonra tv kanallarını gezdiğinde abuk subuk programlarla dolu olduğunu görüyor. ciddi meselelere dair hiç bir program göremiyor. o da tv programlarına çıkmaya başlıyor. burada veriyor veriştiriyor.

feci bir irkcilik almis basini gidiyor adaletsizlik antidemokratik ortamda.

aslinda bikac hafta önce izledigim kapitalizmi kurtarmak belgeseliyle o kadar çok benzerlikleri var ki. bizlerin abd’de herşeyin güllük gülistanlık zannetiği, “dünyanın hakiminin” içler acısı halini anlatıyor.
yoksulluk, adaletsizlik, işsizlik,  güven vermeyen siyasetciler,  paralelinde yabanci düşmanliği ve ırkçılık.


ayni bizim cografyada oldugu gibi. sağından soluna akıl yerle yeksan. ömer hayyam rubaileri gibi bir dünyadayız büsbütün.


insanlarin yurduna girilmiş,  hayatları talan edlmiş ve bunlar olurken alkış tutanlar ayni insanlara karsi öldürücü bir kin nefret içindeler. oysa etme bulma dunyasi değil miydi zaten bu dünya. ö
yle demisti ya atalar…

kıyafetlerimiz, izlenen tv showları, kültür düzeylerimiz kadar aynılaşmış “kaderlerimiz”. belki buna kederlerimiz demek de mümkün. dil, din, ideoloji, coğrafya gözetmeksizin. 26 kişi sadece 26 kişi dünya servetinin yarısına sahipken böyle olmaması imkansız değil mi ?

%1’lik zenginin serveti %99’a eşitse adalet mi olur, elbette işsizlik açlık olacak.

o geri döndü filminin sonlarına doğru şöyle bir replik vardı. muhabir, hitlere ateş ediyor. ama bir bakıyor yine karşısında. nasıl diye soruyor. hitler şöyle diyor: ben hepinizin içindeyim, beni öldüremezsin.

iki film birden aynı şeyi söylüyor. yalnız değiliz. dünyanın en haklı en mazlum kalabalığız. ama kimse bunu bilmiyor sadece.

musa ertürk

ilgili yazı

Leave a Comment